No Berlusconi Day (Berlusconi'ye Hayır Günü)

12 Aralık 2009 Cumartesi

Roma da yüzbinlerce kişi, Berlusconi ile onun yürüttüğü ve temsil ettiği neoliberal politikalara karşı yürüdü. Kısa adı No-B Day olan eyleme her yaştan ve her kesimden İtalyanlar büyük ilgi gösterdi. Gençlerin katılımı ise çok yüksek oldu.

Sosyal iletişim sitesi Facebook’ta doğan bir fikir etrafında örgütlenen 5 Aralık eylemi sadece İtalya ve Roma'da değil, küresel bir eylem olarak tasarlandı. ‘Berlusconi istifa et’ mesajı veren gösteri, Roma’da Piazza del Popolo meydanında başladı. Ana yürüyüşle aynı zamanda Avrupa'nın ve dünyanın başka kentlerinde bulunan İtalyanlar eş zamanlı gösteriler yaptı. Dün akşam üzeri, İstanbul'da da 30 kadar İtalyan genc, çok dilli dovizleriyle Galatasaray'da bir eylem yaparak, söz konusu kampanyaya katılım sağladılar. Yaklaşık yarım saat süren eylemde çok dilli sloganlar atıldı.

‘No Berlusconi Day’ (Berlusconi'ye Hayır Günü) girişimi, Berlusconi’yi çeşitli davalarda yeniden sanık olarak yargılanmasına engel oluşturan dokunulmazlık yasası ‘Lodo Alfano’nun anayasa mahkemesince iptal edilmesinin hemen ardından ortaya atıldı. Berlusconi’nin adaletsiz ve anti-demokrat yönetimi ve savunduğu fikirlere, sergilediği davranışlara tepkiden doğan girişimin sözcüleri ise hiçbir siyasi deneyimi olmayan, çoğu işsiz ya da geçici sözleşmelerle çalışan genç İtalyanlar.

www.berlusconiday.org adlı site aracılığıyla sesini duyuran kampanyaya yüz binlerce kişi kayıt oldu. Yürüyüşe, İtalya’daki çeşitli kentlerden ve Almanya’dan yüzlerce otobüs dolusu Berlusconi karşıtı geldi.

Gösteri sırasında hiçbir partinin kullanmadığı renk olan 'mor' kıyafetler giyenler vardı. Aynı renk pankartlar da vardı. Berlusconi hakkındaki yolsuzluk ve vergi kaçakçılığının öne çıktığı sloganlar arasında 'Berlusconi bizi temsil etmiyorsun' da vardı.

Firuz Kutal

Çizgi alanında uluslararası prestijli yarışmalardan biri olan 'Birleşmiş Milletler Topluluğu Yazarlar ve Sanatçılar Ranan Lurie Politik Karikatür Yarışması'nda 'Citations for Excellence' ödülü Türkiyeli çizer Firuz Kutal'a da verildi.

Kutal'ın ödüle değer görülen 'Barış Güvercinlerini', ABD'nin yoğun savaş karşıtı gösterilere rağmen, yalanlarla donatılmış bir kampanyanın ardından harekete gecerek Irak'a girdigi dönemde çizmişti.

Daha önce Berlin Belediyesinin davetlisi olarak eserleri Berlin Metrosundaki ekranlardan milyonlarca Berlinliye sergilenen Kutal'ın özgün 'Baris Güvercinleri', Türkiye'de de Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu'nun 'Irak'ta Savaşa Hayır' kampanyasında kullanılmıştı.

Çalışmalarını halen Norveç'te sürdüren ve politik çizgileriyle uluslararası alanda tanınan Firuz Kutal'ın karikatürleri önceki yıllarda Gelecek dergisinde ve Birgün gazetesinde de yayınlanmıştı. Kutal, Ufuk Uras ve Baskın Oran seçim kampanyasına ve Hrant Dink anmalarına çizgi bantlarıyla katılmıştı.

Çizgileriyle Turnusol'a değer katan Firuz Kutal arkadaşımızı tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.


Çizim: Firuz Kutal'ın ödüle değer görülen ve Amnesty International 'Magasinet' de yayınlanan 'Barış Güvercinleri...

Üçdeniz'in sesi 15 yaşında

Sevinç ve Ferda Ereren tarafından kurulan Üçdeniz Topluluğu, 1994 yılından bu yana sayısız dinletiler yapmış, bir çok türküyü çoksesli olarak yorumlamış ve Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu üçgenindeki halk müzikleri üzerine de çalışmaları olan bir ekip.

“Yağmurlar Dinmeden Gel” adlı albümü yeniden yayınlanan topluluğun eski çalışmalarından olan “Buluşma” adlı albümü de tekrar yayına hazırlanıyor. Albüm, 12 dilde halk türküsü içeriyor. Ayrıca Ferda Ereren’ in 1990 yılında kaset olarak çıkarılan “Kanadım Değdi Sevdaya” adlı çalışması da cd olarak müzik marketlerdeki yerini aldı.

“Türküleşme” başlıklı konserler dizisi, Üçdeniz Kültürevi tarafından, her etkinlikte yabancı bir halk müziği topluluğunun yanında Üçdeniz Topluluğu’nun katılımıyla düzenleniyor. Türküleşmelerin ilki 2007 mayısında Macaristan’dan Jánosi Ensemble, Kobzos Kiss Tamás ve Juhász Zoltán’n katılıyla düzenlenmişti.

15. yıl konseri: Türküleşme 4

“Türküleşme 2”, aralık 2007’de Bulgaristan’dan “Komiti” (Efeler) topluluğu ve yurdumuzdan “Dalepe Nena” (Laz Kadın Sesleri Topluluğu)’nun katılımıyla gerçekleştirilmişti. Etkinliğin üçüncüsüne Romanya’dan İza Grup katıldı. 15. yıl konseriyle birleşen “Türküleşme 4” etkinliğinin konuk sanatçısı ise, Macaristan’dan Majda Mária Guessous.

Tarih: 11 Aralık 2009 Cuma
Saat: 20.00
Yer: Akatlar Kültür Merkezi - Etiler

www.ucdeniz.com.tr

TMMOB Sanayi Kongresi

TMMOB Sanayi Kongresi’nin 17.’si 11-12 Aralık günlerinde Ankara’da, Milli Kütüphane Toplantı Salonu'nda gerçekleştiriliyor. "Dünya Ekonomik Krizi ve Türkiye Sanayinin Yeniden Yapılanması" ana temasıyla toplanacak Kongrede, istihdam öncelikli bölgesel kalkınma ile planlamada model önerilerine ilişkin yaklaşımlar üretilecek.

TMMOB adına sekreteryası Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülen Kongrede, biri çerçeve sunum, biri forum olmak üzere toplam yedi oturumda dokuz sunum yapılacak ve MMO tarafından iki rapor sunulacak. Sanayi Kongresi 2009 için MMO tarafından özel olarak hazırlanan raporlar, "Türkiye Sanayiinde Öncelikli Sektörler" ve "Bölgesel Kalkınma Yaklaşımı ile Türkiye‘de Kalkınma ve İstihdam Odaklı Sanayileşme İçin Planlama Önerileri" başlıklarını taşıyor.

Kongrenin "Kriz Sürecinde Dünya Ekonomisi ve Yeni Eğilimler" oturumunda küresel krizde yeni güç dengeleri ve emperyalizm ile krizde teknolojinin rolü ve küresel kapitalizmin krizi konuları ele alınacak.

"Krizde Türkiye Sanayinin Durumu ve Geleceği" oturumunun ilkinde, kriz sonrası uluslararası iş bölümü ve Türkiye sanayi ile krizin Türkiye imalat sanayi üzerine etkileri irdelenecek. Bu oturumun ikincisinde ise 2001 krizinden günümüze imalat sanayi yatırımlarının bölgesel analizi ve yeniden planlı ekonomiye dönüş, üretim, yatırım ve finansman destekleri ile sanayileşme konuları masaya yatırılacak.

"Planlama Olgusu ve Türkiye Sanayinin Öyküsü" oturumunda da 1961-1980 planlı dönem ve 1980-2008 planlı dönemden çıkışta Türkiye sanayinin öyküsü irdelenecek.

Kongrede, Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Prof. Dr. Bilsay Kuruç, araştırmacı iktisatçı Mustafa Sönmez, Prof. Dr. İzzettin Önder, Prof. Dr. Hacer Ansal, Prof. Dr. İşaya Üşür, Prof. Dr. Aziz Konukman, DPT‘den Rahmi Aşkın Türeli, Prof. Dr. Nesrin Sungur, Dr. Ercan Sarıdoğan ve Prof. Dr. Çağlar Güven küresel kriz ve yeni güç dengelerinden kalkınma, planlama ve Türkiye sanayisinin yeniden yapılanmasına dek sunumlar gerçekleştirecekler.

Kongrenin programı ve sunumları şöyle:

TMMOB SANAYİ KONGRESİ 2009 PROGRAMI

DÜNYA EKONOMİK KRİZİ VE
TÜRKİYE SANAYİNİN YENİDEN YAPILANMASI
PLANLAMADA MODEL ÖNERİLERİ İSTİHDAM ÖNCELİKLİ VE BÖLGESEL KALKINMA

Milli Kütüphane Toplantı Salonu
11 - 12 Aralık 2009

1. GÜN: 11 ARALIK 2009 CUMA

09.00-10.00 KAYIT
10.00-11.30 AÇILIŞ KONUŞMALARI
11.30-11.45 KAHVE ARASI

1. OTURUM ÇERÇEVE SUNUM
Oturum Başkanı: Emin KORAMAZ - Makina MO Yönetim Kurulu Başkanı

11.45-12.30 Çerçeve Sunum
Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu-Marmara Üniv. İktisat Böl. (End. Müh.)

12.30-13.30 YEMEK ARASI

2. OTURUM KRİZ SÜRECİNDE DÜNYA EKONOMİSİ VE YENİ EĞİLİMLER
Oturum Başkanı: Musa ÇEÇEN - Elektrik MO Yönetim Kurulu Başkanı

13.30-14.00 Küresel Krizde Yeni Güç Dengeleri ve Emperyalizm
Prof. Dr. İzzettin Önder-İstanbul Üniv. İktisat Fak. Maliye Böl.

14.00-14.30 Finansal Krizde Teknolojinin Rolü
Prof. Dr. Hacer Ansal-Işık Üniv. Fen Ed. Fak. İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü (İnş. Müh.)

14.30-15.00 Küresel Kapitalizmin Krizi: Bir Dönüşüm mü?
Prof. Dr. İşaya Üşür-Gazi Üniv. İİBF. Ekonomi Böl.

15.00-15.15 KAHVE ARASI

3. OTURUM KRİZDE TÜRKİYE SANAYİNİN DURUMU VE GELECEĞİ I

Oturum Başkanı: Mehmet TORUN - Maden MO Yönetim Kurulu Başkanı

15.15-15.45 Kriz Sonrası Ortamda Uluslararası İş Bölümü ve Türkiye Sanayi
Prof. Dr. Aziz Konukman - Gazi Üniv. İİBF. İktisat Böl., Rahmi Aşkın Türeli - Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)

15.45-16.15 Krizin Türkiye İmalat Sanayi Üzerine Etkileri
Prof. Dr. Nesrin Sungur, Dr. Ercan Sarıdoğan -Marmara Üniv. İktisat Böl.

16.15-16.30 KAHVE ARASI

4. OTURUM KRİZDE TÜRKİYE SANAYİSİNİN DURUMU VE GELECEĞİ II

Oturum Başkanı: Atakan GÜNAY - Gıda MO Yönetim Kurulu Başkanı

16.30-17.00 2001 Krizinden Günümüze İmalat Sanayi Yatırımlarının Bölgesel Analizi
Mustafa Sönmez - Araştırmacı, Yazar, İktisatçı

17.00-17.30 Yeniden Planlı Ekonomiye Dönüş, Üretim, Yatırım ve Finansman Destekleri İle Sanayileşme
Prof. Dr. Çağlar Güven - ODTÜ End. Müh. Böl. (Elektrik Müh.)


2. GÜN: 12 ARALIK 2009 CUMARTESİ

5. OTURUM ALAN ÇALIŞMALARINA YÖNELİK PANEL VE ÖZEL OTURUMLAR

Oturum Başkanı: H. Serdar HARP - İnşaat MO Yönetim Kurulu Başkanı

10.00-10.45 Alan Çalışması: Türkiye Sanayinde Öncelikli Sektörler ve Bölgesel Kalkınma Yaklaşımı

10.45-11.30 Alan Çalışması: Türkiye‘de Kalkınma ve İstihdam Odaklı Sanayileşme İçin Planlama Önerileri

11.30-11.45 KAHVE ARASI

6. OTURUM PLANLAMA OLGUSU VE TÜRKİYE SANAYİNİN ÖYKÜSÜ

Oturum Başkanı: Ali Fahri ÖZTEN - Harita ve Kadastro MO Yönetim Kurulu Başkanı

11.45-12.45 Planlı Dönem ve Planlı Dönemden Çıkışta Türkiye Sanayinin Öyküsü
(1961 - 1980) ve (1980-2008)
Prof. Dr. Bilsay Kuruç, İktisatçı

12.45-13.45 YEMEK ARASI

7. OTURUM FORUM: TARTIŞMA VE ÖNERİLER

Oturum Başkanı: Ali Ekber ÇAKAR - Makina MO Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi
13.45-15.30

İşçi ölümlerinden yönetenler sorumludur!

Bükköy Madencilik İşletmesi'ne ait kömür ocağında meydana gelen patlamanın da ana nedeninin, ölçüm yapılmaması ve havalandırma eksikli olduğunu belirten Çelebi, hükümetin sormluluğunun altını çizdi ve önlem alınmayan, insana yatırım yapılmayan işyerlerinin faaliyetlerine izin verildiği, işçi sağlığı ve güvenliği konusunda uzmanların, sendikaların ve meslek örgütlerinin bypass edilip dışlandıkları müddetçe, bu “kazaların” adının “cinayet” olduğunu söyledi.

Süleyman Çelebi'nin yaptığı açıklama şöyle:

'Türkiye işçi cehennemi oldu!
İşçi ölümlerinden yönetenler sorumludur!'

"Bursa'nın Mustafakemalpaşa İlçesi'nde, Çalışma Bakanı Dinçer’in sürekli kontrol edildiğini söylediği Bükköy Madencilik İşletmesi'ne ait kömür ocağında patlama sonucunda 19 işçi hayatını kaybetti.

2006 Haziranında Balıkesir’de kömür ocağında grizu patlamasında 17 işçinin hayatını kaybetmesinin ardından AKP Hükümetinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler “Bunlar maalesef madencilikte olagelen kazalar. Maalesef, bu madenciliğin tabiatı icabı olabiliyor” diyordu.

İşte bu sözler, AKP Hükümetinin insana ve çalışanlara bakışını çok net bir şekilde özetliyor!

Bugüne kadar Türkiye’de gerçekleşen maden kazalarında binlerce işçi hayatını kaybetmiş, bir o kadarı da yaralanmıştır. İşçi sınıfının yalnızca Zonguldak’ta verdiği ölü sayısı 3500’ün üzerindedir. Bunun nedeni, çalışanların insanca çalışma koşullarından yoksun bırakılması ve aşırı kâr hırsıdır!

Bursa’daki patlamanın da ana nedeni, ölçüm yapılmaması ve havalandırma eksikliğidir. Denetimler hem eksik hem de şeklen yanlıştır. Denetlemelerde hayati tehlike barındıran işletmelerin kapatılması gerekir. İşletmedeki eksiklikleri tespit edip, gidermesi için işverene liste verilmesi yeterli değildir. Eksikliklerin giderilmesi için, kısa ve makul sürelerde kontroller de yapılmalıdır ama bu yapılmamaktadır. Çıkarılan genelge ve yönetmeliklerle de, işletmeler değil, hayati risk içinde çalışan işçiler cezalandırılmaktadır. Çalışma Bakanlığı’nın 11.11.2009 tarihli “işçi şikayetlerine” ilişkin genelgesinde, işçi şikayetlerine ilişkin başvuruların yazışma ile sonuçlandırılmasına karar verilmiştir.

Maden ocaklarında iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin ise, 15 Ağustos 2009’da yayınlanan yönetmelik, maden işletmelerinin standartlarını gevşeten, işletmelerde kalifiye eleman çalıştırma gibi yükümlülükleri azaltan içerikte olduğu için Maden Mühendisleri Odası tarafından Danıştay’da iptal davası açılmıştır.

Önlem almayan, denetleme yapmayan, ihmal konusunda işletmeden de sorumlu olanlar, dört farklı ilden profesyonel kurtarma ekipleri getirmekle övünenler, acaba ne zaman işçi hayatına önem vermekle övüneceklerdir?

İnsanı değil kâr hırsını merkezine alan, en zor ve en kötü koşullarda insanları çalışmaya zorlayan, işçilerin, çalışanların söz sahibi olmadığı üretim süreçleri potansiyel birer “insan mezarlığı” olarak kalacaktır.

Önlem alınmayan, insana yatırım yapılmayan işyerlerinin faaliyetlerine izin verildiği, işçi sağlığı ve güvenliği konusunda uzmanların, sendikaların ve meslek örgütlerinin bypass edilip dışlandıkları müddetçe, yaşadığımız bu “kazaların” adı “cinayet” olacaktır ve sorumluluk da sadece işletmelerin değil bunlara göz yuman hükümetlerin olacaktır.

Bursa’da yaşamını yitiren tüm işçilerin ailelerine ve işçi sınıfımıza başsağlığı diliyor, sorumluların bir an önce ortaya çıkarılarak hesap sorulmasını ve işletmede çalışma koşullarının düzeltilmeden faaliyete geçirilmemesini istiyoruz."

Aminatou Haidar

İspanya'nın Kanarya Adaları'ndaki Lanzarote Havalimanı'nda 15 Kasım'dan bu yana açlık grevini sürdüren Aminatou Haidar, açlık greviyle dünyanın gözünü Batı Sahra'daki insan hakları ihlallerine dikkat çekmeye çalışıyor.

The Train Foundaiton tarafından Medeni Cesaret Ödülü'ne layık görülen Aminatou Haidar, Batı Sahra'yı ziyaret etmek istedi. Ancak Faslı yetkililer pasaportu olmadığı gerekçesiyle Haidar'ı sınır dışı ederek İspanya'ya geri gönderdi. Haidar kendisine yapılan haksızlığa dünya kamuoyunun dikkatini çekme için 15 Kasım tarihinden bu yana Lanzarote Havalimanı'nda açlık grevi yapıyor. 25 gündür sadece şekerli su içerek hayatta kalmaya çalışan Haidar'ı açlık grevinden vazgeçirmek için dün iktidardaki İspanya Sosyalist Partisi yetkilileri ziyaret etti.

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARINDAN DESTEK

Fas'ın Batı Sahra'ya dönmesine izin vermesine kadar açlık grevine devam edeceğini açıklayan Haidar'ın mücadelesine destek vermek için insan hakları savunucuları da çeşitli etkinlikler düzenliyor. İnsan hakları savunucuları sorunun çözülmesi için İspanya'nın başkenti Madrid'te Dışişleri Bakanlığı binası önünde gösteri yaptı. Gösterilerde Aminatou Haidar'ın posterleri açıldı ve sağlık durumundan endişe edildiği belirtildi.

BATI SAHRA SORUNU NEDİR?

Batı Sahra, Afrika'nın kuzeybatısında bir toprak parçasıdır. Batıda Atlas Okyanusu, kuzeyde Fas, Cezayir, güneyde ise Moritanya vardır. 1976'da İspanya'dan ayrılmışsa da Fas tarafından hak iddia edilerek fiilen yönetiliyor.

Batı Sahra konusu, Fasdevletinin yetkilileri tarafından bir tabu olmayı sürdürüyor. Batı Sahra'nın bağımsız olması yönünde kamuya açık bir şekilde görüş belirtenlere karşı da oldukça sert tavır alınıyor.

Bursa ÇHD: Önlem alınmadıysa kaza denilemez!

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Bursa Şubesi Yönetim Kurulu adına bugün Bursa Adliyesi önünde yapılan açıklamada, bir dizi ihmalin yol açtığı kazanın insan yaşamına gerekli önemin verilmediğini ortaya koyduğuna ve bunun ilk olay olmadığına dikkat çekildi.

Bu tür olaylarda sorumluluğu bulunanlar hakkında hukuksal olarak gereğinin yerine getirilmemesi ve idari açıdan gerekli düzenlemelerin hayata geçirilmemesinin yeni felaketlere davetiye çıkardığını belirten Çağdaş Hukukçular, Tuzla'da rutine binen işçi ölümlerine, Kot taşlama işçilerinin silikozis hastalığından ölümüne, İstanbul Davutpaşa 23 işçinin hayatına mal olan patlamaya atıfta bulunarak 'Buna rağmen benzer koşullarda çalışan çok sayıda işletmenin halen var olduğu ve herhangi bir denetime tabi olmadığı kamuoyunca bilinmektedir' dediler.

Bütün bu olayların ve ölümlerin çalışma yaşamında iş güvenliğinin bulunmadığını ortaya koyduğunu hatta Çalışma Bakanlığı’nın varlık nedenini sorgulamayı gerektirdiğini belirten Bursa ÇHD, İstanbul da kısa bir süre önce yaşanan sel felaketinde meydana gelen can kayıplarına karşı takınılan tutumun mevcut iktidarın yaşam hakkına verdiği önemi gözler önüne serdiğini söyledi.

Bursa ÇHD nin açıklaması şöyle devam ediyor:

'Önlem alınmadıysa kaza denilemez!'

"Dün yaşanan Maden ocağında meydana gelen göçük gibi olaylara karşı gerekli önlemlerin alınmaması ve ihmallerin bulunması, olayın kaza olarak geçiştirilmesini mümkün kılmamaktadır. Aynı işletmede daha öncede meydana gelen patlamada can kaybı olmasına rağmen, muhtemel bir patlama veya göçük esnasında olaya müdahale edecek uzman bir kurtarma ekibinin bulunmaması, maden işçilerinin hangi koşullarda çalışmak zorunda bırakıldığını gözler önüne sermektedir. Kurtarma için Zonguldak’tan gelecek ekibin beklenmek zorunda kalınması ve göçükte kalan işçilere herhangi bir yardımda bulunulmaması felaketten duyulan acıyı daha da derinleştirmiştir.

Hayatını kaybeden insanlarımızın acılarını derinden paylaşıyor. yakınlarına başsağlığı diliyoruz. İktidarı yeni ölümlerin yaşanmaması için iş güvenliği ve çalışma yaşamı konusunda derhal gerekli önlemleri almaya, iktidar olmanın sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz. "

'Sonuna kadar takip edeceğiz'

"Çağdaş Hukukçular Derneği Bursa Şubesi olarak, olayın meydana gelmesinde sorumluluğu bulununlar hakkında yargının gereğini yapması için bu olayın takipçisi olacağımızı , olayın bir kaza olarak geçiştirilmesine kesinlikle göz yummayacağımızı ve sorumluların Yargı önünde hesap vermesi için her türlü hukuki girişimde bulunacağımızı kamuoyuna bildiririz."

Fotoğraflarla 12 Eylül

04 Aralık 2009 Cuma

İzmir'li Fotoğraf Sanatçısı Süreyya Martin, 12 Eylül kuşağının acılarını konu alan kavramsal işlerini 1 - 14 Eylül tarihlerinde tarihi Havagazı Fabrikası'nda ilk kez sergilemişti. Fotograflar sanatçı tarafından aynı zamanda albüm olarak da basıldı.

"Sen Beni Görmedin" başlığıyla İzmir'de ikinci kez açılan sergide, sanatçı 12 Eylül’de öldürülen, sakat kalan, işkencelerden geçen, yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kalan binlerce kişiyi, kimi zaman gerçek mekânlarda, kimi zamanda kurgusal mekânlarda yaşananları ölümsüzleştirmek, acıları görünür kılmak için fotoğrafladı.

Süreyya Martin'in fotoğrafları, önümüzdeki aylarda başka kentlerde de sergilenecek.

12 Eylül...

"Dehşetti yaşadığım,
ölümüm dehşetti.
Gördüğüm kendimdi oncasının arasında
ve oncasının sonsuzluk anı içinde
sessizliğin ve çığlıkların
ezgileridir şarkımın noktalandığı..."

Unutmayanlara ve de hiç görmeyenlere davetimizdir..


Süreyya Martin'in 7 Aralık'ta İzmir Karşıyaka Belediyesi Çarşı Sanat Galerisinde saat 18.:0'de açılacak 'SEN BENİ GÖRMEDİN' adlı sergisinin davetiyesinde bu sözler var. Fotoğraflardan hazırlanan albümün geliri ise, sanatçı tarafından 12 Eylül sürecinde mağdur olup ayakta duramayan devrimcilerin çocuklarının eğitimi için bağışlandı.

“Bir alay çocuktular
Bir alay hasret yürektiler
Uzak memleketlerine
Sokağı kendi kendine bırakıp
Çekip gittiler...”

(Albüm kapağından)

"12 Eylül darbesi sürecinde olanları biliyor musunuz?"

Kendisi de, anti faşist direniş hareketini örgütlemiş ve ardından 12 Eylül döneminin bütün acılarını yaşamış kuşaktan olan Fotoğraf Sanatçısı Süreyya Martin, sergi albümünde şöyle anlatıyor:

"Yaşanılanlar o kadar açık, o kadar ortadaydı ki her şey herkesin gözlerinin önünde olup bitti. Üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen tüm yaşanılanları ben unutmadım.

Gözaltına alınan 650.000 kişiyi, idam edilen 50 kişiyi, kuşkulu bir şekilde öldürülen 300 kişiyi, fişlenen 1.680.000 kişiyi hatırlıyorum…Vurularak öldürülen 95 kişiyi, gazetelerin 300 gün yasaklandığını, 171 kişinin işkencelerde öldüğünü hatırlıyorum…

Nefretin büyüklüğünden, korkunun karanlığından, kuruyan topraktan nefes alamayıp, analarını - sevdalarını - yüreklerini burada bırakıp özgürlüklerini başka ülkelerde arayan 30.000 kişiyi hatırlıyorum…

Bu sürecin bize, insanın ne kadar “harikulade” ve ne kadar “alçak” olabileceğinin binlerce kanıtını gösterdiğini hiç unutmadım…

Nasıl insan olunacağının yüzlerce örneğini gösteren o güzelim çocukları da unutmadım…

Ve istedim ki, yok edilmeye çalışılan bir kuşağın acılarının sadece bir kesitine değinen fotoğraflarım, bu döneme tanık olan ve olamayan herkesin, ötekinin acısını fark edip hissedebilmesi ve benzer acıların yeryüzünün hiçbir coğrafyasında yaşanmaması adına, okyanusa akan bir damla olsun.

Ve en önemlisi bu fotoğraflar acılardan güzellikler yaratan, yaşanılabilir bir dünya için yaşamlarını yitiren o harikulade çocuklara selam olsun…"

"İnsanlığın dondurulduğu bir süreçten geçti Türkiye"

"Eşitlik, demokratik haklar ve özgürlükten söz eden herkes ve herşey tutuklandı, işkence tezgahlarından geçirildi ve mahkum edildi. Büyük bir gözaltı dönemi yaşandı, darbeciler ve işbirlikçileri masum insanları, öğrencileri, öğretmenleri, sendikal ve ekonomik haklar için mücadele veren işçileri öldürdüler.

Bu süreç ile ilgili çok şey yazılmadı, söylenmedi. Benim de söyleyecek sözüm olduğundan susmaya dilim, görmemeye gözüm razı gelmedi. Ve istedim ki yok edilmeye çalışılan bir kuşağın acılarının sadece bir kesitine değinen fotoğraflarım, bu döneme tanık olan ve olamayan herkesin, ötekinin acısını fark edip hissedebilmesi ve benzer acıların yeryüzünün hiçbir coğrafyasında yaşanmaması adına, okyanusa akan bir damla olsun.

Henüz çok da uzak olmayan bir geçmişte yaşananları hatırlamaya bir davet olan fotoğraf sergime katılımınızı bekliyorum."

Neden 'Sen beni görmedin'

Fotoğraf sergisine isim olarak neden "Sen Beni Görmedin" dediğini de açıklayan fotoğraf sanatçısı Süreyya Martin, 12 Eylül günlerinde işkence gördüğünde kendisine "sağlam raporu" veren doktoru anlamakta güçlük çektiğini ve ayrıca, işkence yapan askerin de kendisini "görmemesini" hiç anlayamadığını ifade ederek, "Yaşananlar o kadar açıktı ki, beni görmemelerini anlamıyordum. Oysaki bizim o süreçte işkence görmemize neden olan şeyler o kadar insaniydi ki… Yani ben bu yüzden bu başlığı seçtim. Yoksa kimseye sitem etmiyorum. Sadece insanların kişisizlikleştirilmesinde rol oynayan insanların kendilerine nasıl hesap verebildiklerini merak ettim. Görmeliydiler beni, bizi…" diyor.

Süreyya Martin kimdir?

1958 de İzmir’de doğan Süreyya Martin, ilk, orta ve liseyi Mardin’de bitirdi. 1975 - 80 yılları arasında Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okuyan Martin, 90’lı yılların başından itibaren fotoğraf sanatı ile uğraşıyor.

Katıldığı karma sergiler

2009 – Kadınların 12 Eylül Mektupları Sergisi – Uçan Süpürge Film Festivali / Ankara
2009 - Ebruli Gezginleri Fotoğraf Sergisi II / İzmir Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi
2008 -‘Bir Kardelen İçin İki Kare’ Fotoğraf Sergisi / Halk Eğitim Merkezi Sergi Salonu / İskenderun
2007 - ‘O Kim ?’ - Kimlik ve İktidar Projesi Fotoğraf Sergisi (İzmir-İstanbul-Bodrum-Gökova-İskenderun)
2007 -‘Kadınlar İçin Kadınlar Tarafından’ Fotoğraf Sergisi - The Hall / İstanbul
2007 - ‘İzmirli Kadın Fotoğrafçılar 8 Mart Sergisi’ – İzmir Konak Meydanı
2007 - ‘Kadın Koruma Evleri Bağış Sergisi’ / İzmir Hilton Oteli
2006 - Ebruli Gezginleri Karma Fotoğraf Sergisi –İletişim Kitabevi Sergi Salonu / İzmir
2005 - İnsan Hakları Fotoğraf Sergisi / İletişim Kitabevi Sergi Salonu / İzmir

SEN BENİ GÖRMEDİN
SÜREYYA MARTİN FOTOGRAF SERGİSİ

Tarih : 7 - 13 ARALIK 2009
Açılış: 7 ARALIK 2009 - Saat: 18:00
Yer: KARŞIYAKA BELEDİYESİ ÇARŞI SANAT GALERİSİ
Adres: Karşıyaka Çarşı içi Ziraat Bankası sokağı

GDO'lu ürüne Danıştay engeli

Bir vatandaş, 26 Ekim 2009 tarihli "Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik"in iptali ve öncelikle 11. ve 20. maddelerinin yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açmıştı.

Danıştay 10. ve 13. Daireleri Müşterek Heyeti, yönetmeliğin 11 ve 20. maddelerinin yürütmesini oy çokluğuyla durdurdu. Müşterek heyetin gerekçesinde, yönetmeliğin 11. maddesinde GDO’lu ürünlerin ithalatının düzenlendiği, 20. maddesinde ise yönetmeliğin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğinin öngörüldüğü belirtildi.

Gerekçede, gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimi konularının çıkarılacak bir yasayla düzenlenmesi gerektiğine işaret edildi.

Ulucanlar belgeseli

İletişim Fakültesi ve Görsel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin katılımına açık olan belgesel film yarışması için son başvuru tarihi 25 Aralık 2009. Yarışmacıların belgesel filmlerini ise 19 Mart 2010'da teslim etmeleri gerekiyor.

Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki AA muhabirine yaptığı açıklamada, cezaevinin 1920 ile 2000 yılı arasındaki dönemini anlatan belgesellerin katılacağı yarışma ile Türkiye'nin gölgede kalan köşelerinden birinin, hem yaşayanlar, hem hatırlayanlar, hem de yeni kuşaklar için aydınlanacağını söyledi.

Tiryaki, 'Duvarların Dili Olun' adı verilen yarışma ile ilgili olarak şu bilgileri verdi:

''Öyle mekanlar vardır ki baş rolünde oldukları olaylara sessizce tanıklık ederler. Çoğunlukla sosyal ve toplumsal değişimlerin eşiğinde başlar bu tanıklık ve değişimin tarafları yıllarca konuştuğu halde, olayı bizzat yaşayan sağır dilsiz kesilir. Çünkü 'yerin kulağı vardır' ama duvarlar dilleri olmadığı için konuşamazlar. O halde ne lazım gelir? Söyleneni duymaya istekli, hem dilden, hem halden anlayan biri lazım gelir. Sadece izleri araştıracak, yargılamadan anlamaya ve anlatmaya çalışacak biri lazım gelir. Soğuk yüzüyle, zindanlarıyla ünlü Ulucanlar'ın umut veren yüzünü de anlatacak birini bulmak için, genç belgeselcileri bekliyoruz.''

Yarışmaya birden fazla eserle de katılabilindiğini kaydeden Tiryaki, belgesel filmlerin süresinin 20 dakikayı aşmaması gerektiğini ve Türkçe dışında başka dildeki yapımların kabul edilmeyeceğini bildirdi.

Kültür sanat merkezi olacak...

Tiryaki, cezaevinde bir Kültür ve Sanat Merkezi Dönüşüm Projesi başlatıldığını da anımsatarak, kültürün en güzel ürünlerinin ancak el birliğiyle olgunlaşacağını dile getirdi.

Veysel Tiryaki, dönüşüm projesinin, Ulucanlar'ın restore edilerek müze, kütüphane, galeriler ve konferans salonlarıyla eksiksiz bir kültür-sanat kompleksi olmasını öngördüğünü kaydetti. 2008'de başlayan projenin 2010'da bitirileceğini ve hizmete açılacağını ifade eden Tiryaki, böylece hem Ankara'nın, hem de Türkiye'nin çok önemli bir ''hafıza merkezine'' sahip olacağını belirtti.